iki sene önceydi, karanlık odamda otururken çalan telefonumun sesi ile irkilmiştim. cevap vermek için tereddüt etmiştim aslında ama nedendir bilmem açtım. karşıdan gelen sesi tanımıyordum. ses o kadar içten ve canlıydı ki işlerim olmasına rağmen konuşmaya devam etmiştim. küçük bir kız konuşuyordu, hayat dolu, kıpır kıpır…
iki sene önceydi hayallerin başlangıcı, fakat hiç olmayacak hayallerdi bunlar. olası sorunlara herkese karşı ayakta duran, önceleri hayalleri ile yaşayan küçük kızın hikayesi aslında. büyüttüm, sevdim, dinledim onu… hayata bakışı farklıydı, düşünceleri ve konuşması. belki de o an içinde bulunduğum durumdan dolayı böyle hissetmiştim diyeceğim ama sonraları çok iyi anlamıştım, bunlar gerçekti…
iki sene önceydi herkese inat sevdiğim küçük kızı bulmam. ilk buluşma ve elini tutmam. denize karşı sevginin anlamını öğrenmem ve kaybetmem… kollarımın arasındaki o küçük kızdı sanki senelerdir aradığım. onunla çocuk olduğum yeri geldiğinde kızdığım bağırdığım. hayatın anlamını öğrettiğim, sevmenin ne kadar büyük bir kavram olduğunu gösterdiğim küçük kızdı o…
farkı yoktu diğerlerinden aslında, normal bir insandı ama ruhu temizdi, güzeldi… ruhuma eş bulmuştum sanki ve oyuncağını kaybedip sonrasında bulan çocuklar gibi mutluydum. bir banka oturup konuşmuştuk, havadan, sudan, ondan ve benden…
iki sene önceydi ruhumun yeniden dinlenmesine yardımcı olduğu zaman… sonu olmayacak ve belki de sonunda yorulacağımız bir hikayenin başlaması. hayallerin önce söze sonra da uygulamaya konulması içindi hepsi. durup düşününce, sevmenin aslında ne kadar ağır olduğunu anlıyorum şimdi. bazen kaldıramıyor insan sevginin yükünü bazen de çok güçlü oluyor sevdiğinde. onun için, ona ulaşmak için…
iki sene önceydi bu yazının son cümlelere gebe olması ve artık ruhun yorgunluktan bithap düşmesi. küçük kız bir anı olmak istedi zaman içinde. sevginin yüküne dayanamarak, kaçarcasına gitmek istedi ve bu hayallerin ona çok geldiğini söyledi. oysa ki ben ona acıların insanları olgunlaştırdığını öğretmiştim, uzakların sadece zorunluluk olduğunu ve ne olursa olsun hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini göstermiştim. ben ona sevmenin yüküne nasıl dayanacağını ve bu yükü nasıl taşıyacağını göstermiştim. ben ona sevmeyi öğrettiğimi sanmışım sanırım. zorluklar karşısında çekip gitmemeyi söylemiştim ama eksik anlatmışım sanırım.
iki sene önceydi telefonu kapattığım da, hayallerin bitmesi gerektiğini anlatmıştı bana. uzun uzadıya kurulan cümlelerin ya da sevgi sözcüklerinin ne kadar anlamsız olduğunu söylemişti. bir de özür dilemişti sonunda…
iki sene önceydi 04 Aralık 2005′ di…
Etiketler: 2005-
4 aralik-
aralik-
hayal-
karanlik odadan mektuplar-
korku-
kucuk kiz-
yalan